Bu yazi, 2 yazi iceren Mars Mira günlükleri - Bahar Ilgaz Avcu yazi dizisinin 1. yazisidir.

İlk günün akşamı Nezuh’daki kamp yerindeyiz. Burası toplanma merkezi ve sabah yürüyüşün yapılacağı yer..Koca koca kazanlarda kahveler pişiriyorlardı.Ne kadar da büyük kazanlardı. Bizde cezve ile pişen kahveden sonra kazanlarda pişen kahveleri görünce şaşkınlığımı gizleyemedim ve bizde oranın adetlerine uyup halka parasız verilen kahvelerden içtik…Bosanska Krupa ekibi  kendilerinin ve bizim tek kişilik çadırımız kurduktan sonra ;ilk kez çadırda kalmanın heyecanı ile tek kişilik olan ama 2 kişi kaldığımız ŞATORa (çadır) çekildik.Hemen yanı başımızda, bizden sorumlu gencimiz Dzanan’ın çadırı var.Bizlere ince battaniyeler verdiler altımıza sermek için. Ve biz bayan misafirler için bir tane uyku tulumu verdiler..Temmuzun 7 sinde ve uyku tulumu garip geldi bize.Çünkü bizim oralar Kuşadasında sıcağın ALLAHını görürken, denizlerde serinlerken uyku tulumu ile uyumak bunaltıcı geldi ilk etapta.Yinede  söz dinledik ve uyku tulumunu aldık.Çadırımız hazırlanınca, uyku tulumumuzu da alınca şöyle bir keşif turuna çıktım Hüseyin Duru Duriç ağbiyle..

Gözlerimin gördüğü noktaya kadar; her tepe ,her düz alan çadırların istilasına uğramış gibiydi. Çadır kent olmuştu adeta.irili- ufaklı, buyüklü- küçüklü çadırlar.Yer gök insan seliydi.Ve hemen bu arada gözüme ,fasulye sırığına(kargıya) dikilmiş Ay yıldızlı bayrağımız gözüme ilişti.Çocukca bir heyecan sardı bizi.Doğal olarak ayaklarımız çadıra doğru gitti.Dünya tatlısı Sami ağbiyle tanıştık.Bodrumdan gelmişti ve bu dördüncü katılışıydı Hemen yanı başında gençler vardı. Onlarda İstanbul dan katılmışlar, sadece Tahir boşnakdı. Bosna savaşı hakkında İzledikleri bir belgesel sonrası 4 kafadar ”tatile değil de”Bosna’ya gelmeye karar vermişler.Hep beraber hemen koyu sohbete daldık ve yardıma herhangi birşeye ihtiyacımız olursa, birbirimiz bulacağız diye kavilleştik.Ve tabii  günün hatırası olarak TÜRK BAYRAĞIMIZ ile resim çekildik..

Tekrar çadırımıza döndük..Sabah çok erken kalkacağımız için yatalım diye düşündük Rukiye ablayla. Heyecandan olsa gerek bir sağa bir sola döndük durduk. Minnacık çadır, altımızda incecik bir battaniye ve yorgan niyetine açtığımız uyku tulumu..Yastıgım da  sırt çantam .Uyku yok bende.”Kalk Bahar” dedim zaten uykun firarda bari bir kolaçan daha et etrafı .Cep telefonumun şarjı az kalmıştı.Bu organizasyon için yapılmış orman evleri var. VE burada yaşayan birkaç aile.Aşağıya yola indim.Dar caddeden karşıdaki kalabalığa yöneldim.Gençler sırım gibi oturmuşlar ,cep telefonlarını şarj etmek için bekliyorlar. Ama 2 prizin başında 10-12 genç.Ve her priz üzerinde daha 2’li ve 3’lü prizler ve onların da üzerinde  tekli prizler…Yoğunluktan dolayı 1 çubuk şarz yarım saate doluyor nazlı nazlı.Bende boşalan 1 prize yanaşarak gençlere moze,moze dedim (mümkün mü anlamında).Onların da moze moze demesiyle yarım saat bekleme sonrası nihayet sıra bana geldi.

Gençler üzerimdeki Türk bayraklı tşorti görünce aralarında konuşuyorlar.”Türkiye den gelmiş” diye beni gösterek.Ben telefonumun yanı başında ki tahtanın üzerine oturdum.Onlar kendi aralarında konuşuyor, gülüşüyor şakalaşıyorlardı. Hatta bazen de küfür ediyorlardı.Ben sessizce tepkisiz oturmaya devam ettim onlarla hiç boşnakça konuşmadan.Başım o kadar çok ağrıyordu ki konuşacak halimin olmaması,uzun saatler süren yorucu otobüs yolculuğu nedeniyle sessizliği tercih ettim. Bu ara genç bir kız geldi şarz için. Gençlerin arkadaşıydı.Bizim deyimimizle kanka gibiydiler.Ben yine konuşmayınca boşnakça,arkadaşları aynı şeyi söyledi Türkyeden geldiğimi.Ve benim boşnakça bilmediğimi  :) Kız da hemen oooo İstanbul,dedi Karadayı dedi Suleman-hurem dedi.ve Türk dizilerden öğrendiği birkaç kelime ile nasılsın -iyiyim sen nasılsın-abla-abi. vs.ve bende bunların boşnakçasını söyleyince kız şoklarda.ŞAKA BU dedi sen dilimizi biliyorsun.Bende onların şaşkınlıklarının verdiği güzel bir haz ile evet ben boşnağım boşnakça biliyorum dedim. O an gençlerin kıza karşı kahkaları, onu alaya almaları beni de güldürdü.Gençlik işte…Yarım saat kadar sohbettimizden sonra şarzım anca 2 çubukda iken onlara hayırlı geceler dileyip şatoruma gittim.

Rukiye abla uyuyamamış meraktan,geç kaldım diye.Olanları anlatınca oda güldü.Neyse sağa sola sola sağa döne döne incecik battaniyenin üzerinde uyuya kaldık.

Gün ağarmadan  uyandık. Tuvalet sırasını bekledik.Su yok.. daha doğrusu yeterli değil.Bu tuvaletler evlerden 20- 30 metre uzaklığa,kazılmış çukur üzerine oluşturmuş etrafı pimapenle kapatılmış  tuvaletler. Dağ koşullarındaki tuvaletler.Buz gibi soğuk  ama z akan çesmeden boş pet şişeye doldurduğumuz su ile ve (ALLAHdan tedbirliydik ki ıslak mendil ve peçetelerimiz olduğu için) magdur olmadan sıramızı savdık.

Kahvaltımız, akşam ekip başımızın(Bosanska Krupa) bize verdiği somun ekmek ve tavuk eti ezmesi konservesi…Ben yemedim tavuk konserveden ama gençlerin ikram ettiği çikolatadan somun ekmeğimin arasına sürdüm ve çikolatalı ekmek kahvaltımı yaptım.Büyük çadırdan çıkan gençlerin ve gazilerin ilk sorusu İYİ UYUDUN MU” Her şey güzel problem yok deyince onlarda rahatladılar. Çünkü biz misafirdik ve dağ başında bile bizim rahatınızı düşünüyorlardı.Biz rahat uyuduk sadece battaniyemiz çok inceydi ,eğer varsa 1-2 tane daha alabiliriz dedik. Onların verdiği cevap karşısında çok mahcup oldum.Bizlere verdiği 2 battaniye dışında battaniyeleri yokmuş. Olanı da bizlere vermişler. Kendileri  çadırın içinde altlarında battaniye olmadan toprağın üzerinde yatmışlar !!! O an nasıl utandım,bencilliğimize nasıl kızdım anlatamam. Çünkü bizde ilk kez katılıyorduk nelere ihtiyaç var bilmiyorduk  ve tedariksizdik..En azından incede olsa ;battaniyemiz vardı altımızda..O an birkez da şükrettim herhalimize..

Hüseyin ağbi ben ve ekibimiz erkenden yollara düşdük. anma 500 Metre gittikten sonra durduk. Çünkü herkes oaradan birlikte başlayacakmış.Konuşma yapılıyor dua okunuyor selametle yürüyüş başlıyor.

 Yazının devamı için tıklayınız…

Yazi DizisiGözlerdeki kıvılcım >>

Çadırkentte ŞATOR da ilk gece” hakkinda yorum

  1. Siz Boşnaklar harika insanlarsınız… Yürekleri güzel kardeşlerimi çok özlediğimi farkettim Bahar abla bu yazınızla :) Kaleminize, yüreğinize sağlık…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Web sitesi