Yıl 1992, henüz çocuk sayılabilecek bir yaştaydım, unutmadım…

Hiçbir savaşa anlam veremem ben, o zaman da verememiştim.
Dünya ölümlü ise neden insan insanı öldürürdü ki, hem de kalleşce?…
Öldürmenin başka türlüsü de yoktu zaten. İçim acıyordu, yüzlerini bilmediğim, dillerini bilmediğim, haritada yerlerini belki bilemediğim insanlara yapılan zulmü gördükçe, tv den izledikçe içim acıyordu. Günlerim gecelerim hep o insanları düşünerek geçiyordu . Ne suçları vardı ki, neden bu muameleye maruz kalıyorlardı ki? Hele çocuklar ve anneleri…
Annemin yerine kendimi koyduğumda durum vahşetti, kendimin yerine annemi koyduğumda da… O anne ve çocuklar aklımdan çıkmıyordu hiç.

Bitmiyordu savaş bir türlü, mutsuzdum, hiç bişey yapamadığımıza kızıyor ,ağlıyordum. Sadece dua okuyor, bir de şiir ve mektup yazıyordum onlara. Aşağıdaki şiiri o günlerde yazmıştım ve her platformda ağlayarak okurdum.

Bosnalıma

Sana vuran eller kırılmadı mı?
Sana söven diller tutulmadı mı?
Sana zulmeden zalim yok olmadı mı?
Olur Bosnalım olur, elbet zalimler de kahrolur.

“Yaşamadıkça bilinmezmiş, acımızı anlayamazsın” deme.
“Nasıl kardeşiz biz , destek vermediniz” deme.
İnan kardeşim bedenim burada ama,
Vallahi de billahi ruhum Bosna’da.

Sabret kardeşim, biraz daha sabret
Zafer dolu günler, yakındır elbet
Kolay değil elbette sebat etmek onca eziyete
Ama unutma ki sebat eden bulur mükafatı Cennet’de

Şu anda senin anan-baban şehit oldu
Şu anda ölü kardeşinin eti senin midende
Şu anda korkusuzca sen savaşıyorsun cephede
Ya ben , zannetmeki mesudum, dualarım seninle

1995 yılıydı, günlerde 11 Temmuz, yer: Srebrenitsa…
Akıllar almıyor, insan olduğundan utanıyordu insan. Vicdan denen şey insana aitse, bunlar insan değildi. Eğer bunlar insansa ,vicdan denen şey yalandı. Bu satırları yazmakta zorlanıyorum, göz yaşlarımı durdurmakta da. Nasıl anlatılır, nasıl izah edilir ki “2. Dünya Savaşından sonra en büyük etnik katliam” olarak anılan , binlerce kişinin 5 gün içinde öldürüldüğü o günlerden nasıl bahsedilir ki. Gözü dönmüş olmalı bu insanların, savaş bile anlamsızken, savaş olmadan bir bölgeye girip kadın ,çoluk-çocuk, yaşlı demeden nasıl kurşuna dizebildiler ki? Hem sadece öldürmekle kalmadılar tecavüzler, neler neler…

Bu katliamdan önce Srebrenitsa’lı Boşnaklar silahlarını bırakmıştı BM ‘nin verdiği güvence ile. Hollanda’lı askerler koruyordu onları göya. Gözleri önünde bu katliam yaşanırken hiçbir şey yapmayan Hollandalı askerlere daha sonra madalya verilmesi ve Uluslararası Adalet Divanı’nın bu olayı “soykırım” olarak nitelendirip Sırpları suçlu bulmaması ise daha sonra acı üstüne acı ekledi.. İlahi adaletin acılara su serpeceğine olan inançları ayakta tutuyor şimdi onları.

Yığınla toplu mezar bulundu, kemik yığını halinde. Ölenlerin kimlikleri belirlenemiyordu. DNA testi ile bilinenler ise ancak gömülüyor, kalanlar kimliklerinin tesbiti için bekletiliyordu.
11 Temmuz 2008 Cuma günü ise hala kardeşinin, eşinin, oğlunun, babasının cesetlerinin dahi bulunamayışı ile bekleyen insanların arasında diğerlerine nazaran şanslı denilebilecek 300 ‘e yakın kimliği tesbit edilmiş şehitler mezarlarına, ebedi istirahatlarına kavuştular. Şuraya bakın mezarı olmalarını şans görür olduğumuz bir katliam yaşandı dünyamızdaL
Tüm ailesini bu vahşi katliamda kaybetmiş bir annenin söyledikleri aklımdan hiç çıkmayacak.

“İnsanlar oğullarından gelin, torun beklerken biz cenaze, tabut bekliyoruz. Senelerdir bizim sevincimiz, neşemiz kalmadı. Tek neşemiz, tek umudumuz, maalesef baba, oğul ve eşlerimizin cesetlerini bulmak. Üzücü ama öyle. Onları uzun süre dönerler umuduyla bekledik… Hep dönerler diye umutlar içinde. Ama artık tüm umutlar da tükendi. Artık tek umudumuz onların cesetlerini bir bütün içinde bulmaktır. Allah bunu nasip ederse, çok mutlu olurum”

İnşallah nasip eder, duacınızım…
Evet unutmadım, unutmayacağım da…

Ne Srebrenitsa’yı, ne Afganistan’ı, ne Irak’ı , ne Filistin ‘i ne de başka bir savaşı, haksızlığı, caniliği….

Allah’ım savaşı izlemek öyle acıtıyor ki beni ne olur başka bir savaşa şahit olmayım yaşamım müddetince. Hiçbir çocuk da şahit olmasın, hiçbir insan da. Savaşın failleri de insan olsun artık.

Hiçbir savaşa fırsat verme, izin verme Allah’ım! Hiç kimsenin canı yanmasın, hiç kimse öldürülmesin bundan sonra. Amin…

Not : Bu yazı 2008 yılında yazılmıştır.

Unutmadım… (Srebrenitsa)” hakkinda yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Web sitesi