Selamün aleyküm,

Bosna’nın kazandırdıgı en guzel şeylerden biri bu selamlaşma oldu bıze… Marş Mira’da bınlerce kısı bırbırıne her rastladığında “Selamün aleyküm” dıyordu… Bosna’da selamlasma, bizim seyrek kullandıgımız bu harıka sözleydi…

Unutmayacağım…

Tuzla Nezuk’da Marş Mira’ya başlamadan önce kendi grubunun arabalarına uyku tulumlarımızı ve eşyalarımızı alan ve 3 gün boyunca bıze sürekli yardımcı olan Emir ‘ ı unutmayacagım…

İzmir’den gelen Bahar ablayı, Çanakkale’den gelen Hüseyin ağabeyi; her karşılaştığımızda ettiğimiz sohbetleri ve onların yürüme şevklerini unutmayacagım….

Marş Mira ’da yürüyüş esnasında Türk bayrağını görüp yanlarına koştuğum ve ‘Türk musunuz’ diye sorduğumda Boşnak olduğunu anladığım kardeşlerimi unutmayacagım…

Sehıt Bahattın Yıldız’ın yürüyüş yolunda olan 13 yasındakı Bilal’in bize okuduğu ‘Sor Beni’ adlı şiri, onun anlama ve kavrama kabılıyetını unutmayacagım…

Sehıt Bahattın Yıldız grubundaki Aslan Bey’ın bizi emanet ettiği savaşta tek gözünü kaybeden gazı Muharrem ağabeyin evinde geçirdiğimiz geceyi unutmayacagım… Evindeki top mermisi ızlerını de…

Ikınıcı günkü 55 km yolu yürürken çektiğimiz zorluk esnasında bizimle oruçlu halde yürüyen eski Pakistan Büyükelçisi Abdullah amcanın azmini ve bıze ettiği duaları unutmayacagım…

Marş Mira yürüyüşünde bizi her gördüğünde “Haydi haydi” diye harekete geçiren ilkyardım grubundaki Mırsat ağabeyi unutmayacagım… Ve her an herkesle ilgilenen ılk yardım grubundaki arkadaşların hepsini…

Marş Mira ‘da ikinci günün sonunda eşyalarımızı kamp alanına getiren Muharrem ağabeyin bizi emanet ettiği kişilerin ilgisini herkesin bırbırıne emanet ederken “Türk bunlar” diyerek emanet edişlerini unutmayacagım…

Marş Mira’da ikinci günü aksam kamp alanından arabayla bizi götürdükleri evdekı Cerıma teyzeyı, Hayrıye ablayı, Saban amcayı; bıze olan ilgilerini, misafirperverliklerini unutmayacagım…

Cerıma teyze su toplayan ayağıma krem getirirken, bizi öperken, savası beden diliyle anlatırken hep gözümün önüne geliyor. Hayrıye abla çantalarımıza cetık koymuş birer notla habersiz sabah azık olsun diye pıta börek sarmış… Bizi camiye teravihe götürürlerken öyle gururluydular ki…. Bana lastik ayakkabısını verdi Cerıma teyze camiye giderken…

Birinci gün kaldığımız evdeki Muharrem ağabeyin eşi ile gittiğimiz teravih namazındaki cemaatin bizi bağırlarına basmasını da unutmayacagım…

İkinci gün teravihe giderken yanımıza gelen Nisada ’nın bizimle hemen iletişime geçmesini, anlattıklarını unutmayacagım…

Nisada, bu yıl babasını 19 yıl sonra toprağa verenlerdendi… 3 gün Sırplar tarafından esir tutulmuş anne ve kız kardeşiyle Nisada… “Üç bin yıl gıbıydı her gün aramızdan birilerini alıp meçhule götürüyorlardı” diyor Nisada… Sımdı Kanada’da yasıyor ve dönmekten korkuyor ülkesine hala kendini güvende hissetmediği için…

Marş Mira’da son gün boşaltılmış Sırp köylerinden geçerken bıze “İyi günler” diyerek selam veren Sırp polisini unutmayacagım. Eminim onların içinde bu vahşetten çok utananlar var ve o onlardan biriydi…

Srebrenıtsa katliamında Sırplardan yana olan Musevilere inat Marş Mira’ya katılan Musevi Boşnak kardeşimi unutmayacagım.Üç gün bizimle birlikte barış için yürüdü o…

Marş Mira’daki yürüyüşe her yıl organize bir şekilde katılan Fransız kardeşlerimin duyarlılığını unutmayacagım…

Marş Mira’da babasıyla üç gün boyunca “gık” demeden yürüyen küçük kız çocuğunu ve yürüyen bır çok çocuğu unutmayacagım.. Hepsi sabırla, anlayarak ve azimle yürüdüler…

Marş Mira’da bıze Barış Manço’nun “Gülpembe”sini okuyan Boşnak kardeşim Elmira’ yı unutmayacagım…

Marş Mira’da ikinci gün kaldığımız Çerıma teyzelerin evinde tanıştığımız Diş hekimi Valida’yı, savaşta 17 yasında olan ve olum yürüyüşünden sağ kurtulmuş ağabeyini, bıze “Çok teşekkür ederiz geldiğiniz için dünyada ıyı insanların olduğunum bilmek bıze umut verıyor ” deyişini unutmayacagım…

Marş Mira’da köylerden geçerken bizi kapıda bekleyen, kahveler ikram eden , evlerinin kapısını açan Boşnak kardeşlerimin ilgisini unutmayacagım…

Marş Mira’da nasıl anlıyorlar bilmiyorum ama bizim Türk olduğumuzu bilip “Merhaba Türkiye biz kardeşiz” diyenleri, ya da nereli olduğumuzu sorup “Türk “deyince müthiş sevinç gösterisinde bulunanları, sarılanları, teşekkür edenleri unutmayacagım…

Marş Mira’da Boşnak bir ağabey “Merhaba, hoş geldiniz” dedi Türkçe… Gelişimiz için teşekkür etti, çocuklarıyla tanıştırdı… Grubunun adını söyledi bır şeye ihtiyacınız olursa ya da bır sıkıntınız olursa bizi bulun dedi, Unutmayacagım…

Srebrenıtsa törenlerinde tanıştığımız Türkiye’den gelip Marş Mira’da yürüyen 4 Türk gencini unutmayacagım… Onlar yıllık izinlerini Ege’de, Akdeniz’de geçirmek yerine Marş Mira’da barış için yürüyerek geçiren gençler… Umudumu arttırdı onlarla tanışmak… Böyle duyarlı gençlerimiz de var, Hamdolsun….

Marş Mira’da 3. günün bitiminde Srebrenıtsa’da bizleri karşılamak için gelen Fuat ağabey ve eşi Azemına ablanın bizi hemen sahiplenip kaldıkları evlerine götürmelerini ki o evde törenler için bulunuyorlardı ve en az 20 akrabası daha kalıyordu. Bizleri rahat ettirme cabalarını, “Artık Bosna’da bır anne babanız var” demelerini unutmayacagım..

Marş Mira’da son gün kaldığımız evdekı teyzelerın yakın ılgısını, ertesı sabah bıze verdıklerı azıkları, 90 yasındakı teyzenın bagrına basısını unutmayacagım… O teyze de beden diliyle savaştaki kayıplarını anlattı bıze… Çok acıydı…

Srebrenıtsa’ya vardığımızda bizi karşılayan teyzenın sarılısını, aynı evde daha sonra kaldığımızda kızının şehit kartını gösterişini, ertesi günü beni şehitlikte sabır diyerek teselli edişini unutmayacagım…

Asla unutmayacagım…

Sehıt Bahattın Yıldız gurubundan Aslan Bey’ın “Bunlar bizim kızlarımız göz kulak ol” diye emanet ettiği Ramız ağabeyin her gördüğü yerde bizimle ilgilenmesi, baba gıbı sahip çıkısı, dedıgını anlamadığımızda yoldan bırını çevirip tercüme ettırısını, onu her gördüğümüzde duyduğumuz sevinci unutmayacagım…

Srebrenıtsa törenlerinde bınlerce kısının cenaze namazına saf durusunu, secde edecek yer bulamayışlarını, hutbede hocanın Filistin ve dıger savas bölgelerine dua edısını unutmayacagım…

Srebrenıtsa da cenaze merasiminde 19 yıl sonra esını topraga veren teyzenın hıçkırıklarını unutmayacagım… Her an gozumun onunde o manzara…

Marş Mira’da aılesının savaştan kaçırdığı genci unutmayacagım. O Hamdolsun sağ ama ailesinden 75 kısı şehitlikte…

Marş Mira’da yürüyen İtalyan amcayı unutmayacagım. İnsanlığın dılı, dini, milliyeti yoktu ve o tek basına en guzel örnekti…

Marş Mira’da Fılıstın puşileriyle yürüyen Boşnak gençlerini unutmayacagım… Onlar savası bilen ve kardeşlerini unutmayan gençlerdi… Hamdolsun…

Marş Mira’da yururken defalarca yanından gectıgımız Toplu mezarları, mayınlı arazileri, savasın ızlerını gorup yandığımız bombalanmış evlerı, minareleri unutmayacagım…

Marş Mira’da ayaklarımız su toplarken, ağrıdan duramadığımız anlarda, yüzümüz elımız yandığında ve daha bır çok zorlukta 19 yıl öncenin can korkusu eklenen zorluklarını düşünüp halimizden utandığımız anları unutmayacagım…

Marş Mira’ya her yıl Izmır’den tek basına gelen Zaim ağabeyi, bıze Bosna’ya dönüş otobüsünü ayarlamaktaki yardımlarını unutmayacagım… Ve Zaim ağabey, seneye 7 gün yürüyecek Bosna’dan Srebrenıtsa ya…

Srebrenıtsa törenlerinden once evlerine eşyalarımızı koymamıza ızın veren kardeşlerimizi unutmayacagım… Herkes sorgusuz sualsiz evini sonuna kadar acıyordu barısa yürüyenlere… Aslında onlar hala savas korkusu yasayan insanlardı. Bu yürüyüşteki katılım onlara güç ve güven veriyordu. Diğerlerine de korku… Her yönden cok anlamlıydı…

Srebrenıtsa’da bombalanmış evlerı, işkencenin en vahşisinin yapıldığı fabrikaları gördüğümde Bosna Hersek’teki vahşeti asla unutmayacağıma yemin ettim!…

Ve bütün savaşlara var gücümle karsı olmaya… Barış gelince değil, savaş esnasında yanlarında olmaya…

Rabbim bır daha göstermesin.Amin…

Unutmayacağım! (Marş Mira 2014)” hakkinda yorum

  1. Elinize yüreğinize sağlık, belirttiğiniz gibi ne güzel insanlarla karşılaştık orda, bizlere çok yardımcı oldular üç günlük kamp sürecinde. Allah bu acıları onlara bir daha yaşatmasın İnşallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Web sitesi