Kırık cam parçaları batıyor yüreğime. Her adımım sancılı. Belli, kendi kendime kalsam hiç durmayacak gözyaşlarım. İçimi allak bullak eden hikayeler, okuduğum kitaplar, seyrettiğim belgeseller dün gibi canlı sanki. Sanki bu yemyeşil tepelerden tekrar saldıracaklar. Hiçbir şey yapamayacağım dostlarım için. Elim kolum bağlı, yine gözyaşları içinde sessizliğime gömüleceğim. Korkuyorum, her yıl, her adımımda daha çok bağlandıkça daha çok korkuyorum. Yalnızlığına bırakmak, O’nu terk etmek gibi hislerim.

Hep bir seslenen oluyor “arkadaş” “Turska” “selamün aleyküm”. Bildiğimiz birkaç kelime Boşnakça ve bildikleri birkaç kelime Türkçe’den ibaret diyaloğumuz. Oysa biliyoruz ki dil gerekmiyor sevmek için. Kalp gerekiyor bir tek… Sırtımda taşıdığım çantada su, yiyecek var gibi görünebilir. Oysa sevdiklerimi, pişmanlıklarımı, yitip gidenleri, hayatımı taşıyorum ben. İnsanım ben de. Hem “iyi”yim hem “kötü”. Her yıl bir parça “kötü”yü bırakıyorum sessizce. Ve kimse fark etmiyor ama bir parça “iyilik” koyuyorum ceplerime.

Evet zor. Evet yoruluyorum, Evet ayaklarım ağrıyor. Her yıl bir sonraki yıl yapamayacağım galiba diyorum. O kadar çok duygu geçişi var ki içimde. Kızıyorum kendime. Sonra diyorum ki; Yine de yürümek… Böyle düşünceli, böyle iç içe, böyle sıcak, böyle sevgi ile, her kötü anıyı geride bırakmak istercesine. Yürümek… Barış için coşku ve kayıplar için hüzün ile…

Yaprak Doğaner

Yürümek” hakkinda yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Web sitesi