Srebrenitsa

SREBRENİCA SOYKIRIMI

Srebrenica, Bosna Savaşı'nın en ağır kırılma noktası ve Avrupa'da II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşen en büyük kitlesel katliamlardan biri olarak tarihe geçti.

Temmuz 1995'te, Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilmiş olan Srebrenica, Bosnalı Sırp güçlerinin kontrolüne geçti.

Takip eden günlerde 8.000'den fazla Boşnak erkek ve çocuk sistematik biçimde öldürüldü.

Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar zorla bölgeden çıkarıldı.

Erkekler ve çocuklar ailelerinden ayrıldı.

Binlerce insan esir alındı.

İnfazlar farklı noktalarda gerçekleştirildi.

Cesetlerin önemli bir bölümü toplu mezarlara gömüldü.

Daha sonra suçun izlerini gizlemek amacıyla birçok ceset birincil toplu mezarlardan çıkarılarak farklı bölgelere taşındı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenica'da yaşananların soykırım olduğuna hükmetti.

 

SREBRENİCA SAVAŞIN ORTASINDA

Srebrenica, Bosna-Hersek'in doğusunda, Drina Nehri'ne yakın bir bölgede yer alır.

Savaşın başlamasından önce şehir ve çevresinde Boşnak nüfus önemli bir çoğunluk oluşturuyordu.

1992 yılında Bosna-Hersek genelinde savaş başladığında doğu Bosna'daki birçok yerleşim yeri saldırılara maruz kaldı.

Köyler boşaltıldı.

İnsanlar evlerinden kaçmak zorunda kaldı.

Yakındaki yerleşimlerden binlerce Boşnak sivil Srebrenica'ya sığındı.

Şehir kısa süre içerisinde çevresindeki bölgelerden kaçan insanlar için bir sığınma alanına dönüştü.

Nüfus hızla arttı.

Ancak Srebrenica'nın coğrafi konumu ve çevresindeki Bosnalı Sırp güçlerinin kontrolü nedeniyle şehir dış dünyayla bağlantısı büyük ölçüde kesildi.

Yiyecek, su, ilaç ve temel ihtiyaç maddeleri giderek daha büyük sorun hâline geldi.

İnsanlar son derece zor koşullarda yaşamaya başladı.

Srebrenica artık yalnızca bir şehir değildi.

Çevre bölgelerden kaçan on binlerce insanın hayatta kalmaya çalıştığı bir kuşatma bölgesiydi.

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'İN GÜVENLİ BÖLGE KARARI

Srebrenica'daki insani durumun ağırlaşması üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 16 Nisan 1993'te 819 sayılı kararı kabul etti.

Kararla Srebrenica ve çevresi “güvenli bölge” ilan edildi.

Amaç, bölgede yaşayan sivillerin saldırılardan korunmasıydı.

Birleşmiş Milletler Koruma Gücü UNPROFOR bölgeye konuşlandırıldı.

Potočari'de Birleşmiş Milletler'e ait bir üs oluşturuldu.

Srebrenica halkı artık uluslararası toplumun koruması altında olduğunu düşünüyordu.

Fakat güvenli bölge ilanı, bölgedeki insanların beklediği güvenliği sağlayamadı.

Şehrin çevresindeki abluka devam etti.

İnsani yardımın bölgeye ulaşması zorlaştı.

Savaşın ilerleyen döneminde Srebrenica giderek daha savunmasız hâle geldi.

1995 yılına gelindiğinde şehir, savaşın en kritik noktalarından birine dönüşmüştü.

 

1995: SREBRENİCA'NIN SON GÜNLERİ

1995 yılının başlarında Srebrenica'daki hayat koşulları daha da ağırlaştı.

Mart 1995'te Bosnalı Sırp lider Radovan Karadžić tarafından verilen Directive 7 adlı talimatta Srebrenica ve çevresindeki nüfus için “hayatta kalma ve yaşam umudu bırakmayacak” bir güvensizlik ortamı oluşturulması yönünde talimat verildiği uluslararası yargı süreçlerinde ortaya konuldu.

Temmuz ayının başında Bosnalı Sırp güçleri Srebrenica çevresindeki saldırılarını yoğunlaştırdı.

6 Temmuz 1995'te saldırı başladı.

Birleşmiş Milletler gözlem noktaları da saldırıların hedefi oldu.

Srebrenica'nın çevresindeki köyler ele geçirildikçe insanlar şehir merkezine ve Potočari'deki BM üssüne doğru kaçmaya başladı.

Binlerce insan artık tek bir yere sığınmaya çalışıyordu.

11 Temmuz 1995'te Bosnalı Sırp güçleri Srebrenica'ya girdi.

Şehir düştü.

 

11 TEMMUZ 1995

11 Temmuz.

Srebrenica'nın hafızasında bir tarih olmaktan çok daha fazlasıdır.

O gün şehir Bosnalı Sırp güçlerinin kontrolüne geçti.

Binlerce sivil Potočari'deki Birleşmiş Milletler üssüne ulaşmaya çalıştı.

İnsanlar çocuklarını, yaşlılarını ve yakınlarını yanlarına alarak BM yerleşkesine sığındı.

Ancak üs, çevrede toplanan insanların tamamını barındırabilecek kapasitede değildi.

Dışarıda binlerce insan vardı.

İçeride ise onları korumakla görevli Birleşmiş Milletler askerleri bulunuyordu.

11 Temmuz'dan sonra Srebrenica'da yaşananlar, savaşın seyrini değiştiren bir insanlık trajedisine dönüştü.

Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar erkeklerden ayrılmaya başladı.

Erkeklerin ve çocukların önemli bir bölümü gözaltına alındı.

Aileler parçalandı.

Birçok insan o anda birbirini son kez gördü.

 

POTOČARİ

Potočari, Srebrenica'nın yaklaşık beş kilometre kuzeyinde bulunan küçük bir yerleşimdi.

Savaş sırasında burada Birleşmiş Milletler'e ait bir üs bulunuyordu.

Srebrenica'nın düşmesinin ardından binlerce insan Potočari'ye akın etti.

Kadınlar.

Çocuklar.

Yaşlılar.

Yaralılar.

Erkekler.

Herkes aynı yerde güvenlik arıyordu.

Fakat 12 Temmuz'dan itibaren insanların birbirinden ayrılması başladı.

Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar otobüslere bindirilerek bölgeden çıkarıldı.

Erkekler ve çocuklar ise farklı noktalarda tutuldu.

Uluslararası mahkeme kayıtlarında, Potočari ve çevresinde erkeklerin ve çocukların ayrıldığı, gözaltına alındığı ve daha sonra çeşitli infaz noktalarına götürüldüğü belgelenmiştir.

Potočari'de yaşanan ayrılık, binlerce ailenin hayatındaki son karşılaşma oldu.

ORMANLARA DOĞRU

Srebrenica düştüğünde şehirde bulunan binlerce erkek, Bosna-Hersek hükümetinin kontrolündeki Tuzla bölgesine ulaşabilmek için ormanlık alanlardan kaçmaya başladı.

Yaklaşık 15.000 kişiden oluşan büyük bir kol kuzeye doğru hareket etti.

Amaç Tuzla'ya ulaşmaktı.

Bu insanların bir bölümü askerdi.

Ancak grubun içerisinde çok sayıda sivil de bulunuyordu.

Yanlarında yeterli yiyecek yoktu.

Yeterli su yoktu.

Çoğunun silahı yoktu.

Yolları mayınlarla ve askeri birliklerle çevriliydi.

Geceleri yürüdüler.

Gündüzleri saklandılar.

Bazıları birbirinden ayrıldı.

Bazıları yaralandı.

Bazıları yakalandı.

Bazıları ise Tuzla'ya ulaşmayı başardı.

Bu yol, bugün Marš Mira'nın tarihsel hafızasının merkezinde yer almaktadır.

Bir zamanlar insanların hayatta kalmak için geçtiği bu orman yolları, bugün insanların kaybedilenleri anmak için yürüdüğü bir hafıza yoluna dönüşmüştür.

 

YAKALANANLAR

Orman yolundan kaçmaya çalışan binlerce insan, farklı noktalarda Bosnalı Sırp güçleri tarafından yakalandı.

Bazıları teslim olmaya zorlandı.

Bazıları esir alındı.

Bazıları ise güvenli bir geçiş sağlanacağı düşüncesiyle teslim oldu.

Ancak çok sayıda insan daha sonra farklı gözaltı ve infaz noktalarına götürüldü.

Uluslararası mahkeme kayıtları, Temmuz 1995'te binlerce Boşnak erkeğin yakalandığını veya teslim olduğunu ve ardından çeşitli yerlerde öldürüldüğünü ortaya koymaktadır.

Yakalanan insanların tutulduğu yerler arasında okullar, depolar, hangarlar ve diğer binalar bulunuyordu.

İnsanlar gruplar hâlinde buralara götürüldü.

Sonrasında infazlar başladı.

 

SİSTEMATİK İNFAZLAR

Srebrenica'da yaşananlar rastgele gerçekleşen bir katliam değildi.

Uluslararası yargı kararlarında, binlerce Boşnak erkek ve çocuğun sistematik biçimde öldürüldüğü ortaya konuldu.

İnfazlar tek bir yerde gerçekleşmedi.

Kravica.

Orahovac.

Petkovci.

Branjevo.

Pilica.

Zvornik çevresindeki farklı noktalar.

İnsanlar farklı gruplara ayrıldı ve farklı infaz alanlarına götürüldü.

Bazıları depolarda tutuldu.

Bazıları okullarda bekletildi.

Bazıları açık arazilerde öldürüldü.

Cesetler daha sonra toplu mezarlara taşındı.

Bu operasyonun büyüklüğü, binlerce insanın öldürülmesi için askeri araçların, personelin, ulaşım imkânlarının ve iş makinelerinin organize biçimde kullanıldığını gösteren delillerle ortaya konuldu.

 

TOPLU MEZARLAR

Srebrenica'da öldürülen insanların önemli bir bölümü toplu mezarlara gömüldü.

Fakat suçun izlerini gizlemek için daha sonra mezarların yerleri değiştirilmeye başlandı.

Birincil toplu mezarlardaki cesetler çıkarıldı.

Kamyonlarla başka bölgelere taşındı.

İkincil toplu mezarlara yeniden gömüldü.

Bazı durumlarda cesetlerin parçaları farklı mezarlara dağıldı.

Bu nedenle yıllar sonra bulunan insan kalıntıları çoğu zaman tek bir kişiye ait olmaktan çıkmış, farklı toplu mezarlardan gelen parçaların bir araya getirilmesiyle kimlik tespitleri yapılmıştır.

Bu süreç, Srebrenica'daki kayıpların kimliklendirilmesini son derece zorlaştırdı.

Uluslararası araştırmalarda bu ceset taşıma operasyonlarının, cinayetlerin izlerini gizleme amacı taşıdığı ortaya konuldu.

 

8372

Srebrenica'nın hafızasında bir sayı vardır:

 

8372.

Bu sayı, yıllar içerisinde Srebrenica kurbanlarının isimleri ve kimlik tespitleri üzerinden oluşan anma hafızasının en güçlü sembollerinden biri hâline gelmiştir.

Her bir sayı bir insandır.

Bir baba.

Bir oğul.

Bir kardeş.

Bir eş.

Bir arkadaş.

Bir hayat.

Bir aile.

Bir gelecek.

Srebrenica'da öldürülen insanların isimleri Potočari'deki mezar taşlarında tek tek yazılıdır.

Her yıl 11 Temmuz'da yeni kurbanlar kimlikleri belirlendikçe törenle toprağa verilmektedir.

Bu nedenle Srebrenica'da anma yalnızca geçmişe bakmak değildir.

Hâlâ devam eden bir arama ve adalet sürecidir.

Bir mezar taşına yazılan her isim, kayıp bir hayatın yeniden tarihe kaydedilmesidir.

 

SOYKIRIMIN HUKUKİ OLARAK TESPİTİ

Srebrenica'da yaşananların niteliği uluslararası mahkemeler tarafından yıllar süren yargılamalar sonucunda hukuken tespit edildi.

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Srebrenica'da Boşnak erkek ve çocukların öldürülmesini soykırım olarak değerlendirdi.

Uluslararası Adalet Divanı da 2007 yılında Srebrenica'da işlenen eylemlerin soykırım teşkil ettiğine hükmetti.

Daha sonraki süreçte Uluslararası Ceza Mahkemesi ve onun halefi olan Uluslararası Artık Mekanizma tarafından çok sayıda kişi Srebrenica suçları nedeniyle mahkûm edildi.

Bu hukuki kararlar açısından önemli bir nokta da şudur:

Soykırım suçunun sorumluluğu bir halka, etnik topluluğa veya dine topluca yüklenmez.

Uluslararası hukukta cezai sorumluluk bireyseldir.

Mahkemeler belirli kişilerin belirli suçlardaki sorumluluğunu değerlendirmiştir.

 

POTOČARİ ŞEHİTLİĞİ

Savaşın ardından Potočari, Srebrenica hafızasının merkezine dönüştü.

Burada Srebrenica kurbanları için anıt mezarlık ve anma merkezi oluşturuldu.

Beyaz mezar taşları bugün binlerce hayatın sessiz tanığıdır.

Bazılarının üzerinde yalnızca bir isim ve tarih vardır.

Bazılarında doğum tarihi ile ölüm tarihi arasında yalnızca birkaç yıl bulunur.

Bazılarında ise bir baba ile oğul yan yana yatar.

Her 11 Temmuz'da Potočari'de cenaze töreni düzenlenir.

Kimlikleri yeni belirlenen kurbanlar, ailelerinin ve binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verilir.

Böylece Srebrenica'da savaşın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen cenazeler hâlâ devam etmektedir.

Çünkü savaşın bazı yaraları takvimle kapanmaz.

 

ANNESİNİ BEKLEYENLER, BABASINI ARAYANLAR

Srebrenica'nın hikâyesi yalnızca öldürülen insanların hikâyesi değildir.

Geride kalanların da hikâyesidir.

Yıllarca eşini arayan kadınların.

Babalarının mezarını bekleyen çocukların.

Kardeşlerinin kemiklerini arayan ailelerin.

Kimliği belirlenemeyen kayıpların.

Her yıl Potočari'ye gelen annelerin.

Srebrenica Anneleri, yıllardır kayıpların bulunması, savaş suçlarının tanınması ve adaletin sağlanması için mücadele etmektedir. Birleşmiş Milletler de onların hafıza ve adalet mücadelesini Srebrenica'nın kalıcı miraslarından biri olarak vurgulamaktadır.

 

11 TEMMUZ: HAFIZA GÜNÜ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 23 Mayıs 2024 tarihinde kabul ettiği 78/282 sayılı kararla 11 Temmuz'u 1995 Srebrenica Soykırımı'nı Uluslararası Düşünme ve Anma Günü olarak ilan etti.

Karar ilk kez 11 Temmuz 2025'te küresel ölçekte anma günü olarak uygulandı.

2026 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapılan anma programında da 8.000'den fazla Boşnak erkek ve çocuğun sistematik biçimde öldürüldüğü yeniden vurgulandı.

11 Temmuz artık yalnızca Bosna-Hersek için değil, uluslararası hafıza açısından da Srebrenica'nın hatırlanması gereken tarihi olarak kabul edilmektedir.

 

SREBRENİCA VE MARŠ MİRA

Marš Mira'nın anlamı, Srebrenica'nın yaşadığı felaketten ayrı düşünülemez.

1995 yılının Temmuz ayında binlerce insan Srebrenica'dan Tuzla'ya ulaşabilmek için ormanlara girdi.

Bazıları günlerce yürüdü.

Aç kaldı.

Susuz kaldı.

Yaralandı.

Yakınlarını kaybetti.

Yakalandı.

Bazıları ise sonunda özgür bölgeye ulaşmayı başardı.

Bugün aynı güzergâhta binlerce insan yürümektedir.

Fakat amaç değişmiştir.

1995'te insanlar hayatta kalmak için yürüyordu.

Bugün insanlar hatırlamak için yürüyor.

1995'te bu yol ölümden kaçış yoluydu.

Bugün ise hafızanın yolu.

Nezuk'tan Potočari'ye uzanan Marš Mira, bu nedenle sıradan bir yürüyüş değildir.

Her adım, 1995 yılının Temmuz günlerinde bu ormanlardan geçmeye çalışan insanların hikâyesine bağlanır.

Her kilometre, bir ismi hatırlatır.

Her mezar taşı, yolun sonunda ne olduğunu anlatır.

SREBRENİCA'NIN BUGÜNE BIRAKTIĞI MİRAS

Srebrenica'nın üzerinden otuz yıldan fazla zaman geçti.

Ancak kayıpların tamamı hâlâ bulunmuş değildir.

Toplu mezarlarda çalışmalar devam etmektedir.

Yeni insan kalıntıları tespit edildikçe kimliklendirme yapılmakta ve ailelere teslim edilmektedir.

Potočari'de her yıl yeni mezar taşları yükselmektedir.

Bu durum Srebrenica'nın yalnızca geçmişte kalmış bir olay olmadığını gösterir.

Srebrenica bugün de yaşayan bir hafıza alanıdır.

Bir mahkeme kararıdır.

Bir mezardır.

Bir ailenin bekleyişidir.

Bir annenin arayışıdır.

Bir ismin yeniden bulunmasıdır.

Ve bir toplumun geçmişiyle yüzleşme mücadelesidir.

 

SREBRENİCA'YI ANLAMAK

Srebrenica'yı anlamak yalnızca 11 Temmuz 1995'i bilmek değildir.

Srebrenica'yı anlamak, savaşın başlamasından önce doğu Bosna'da yaşananları anlamaktır.

Srebrenica'nın neden kuşatıldığını anlamaktır.

1993'te neden “güvenli bölge” ilan edildiğini bilmektir.

Birleşmiş Milletler'in neden orada bulunduğunu anlamaktır.

1995 Temmuz'unda güvenli bölgenin nasıl düştüğünü bilmektir.

Potočari'de ailelerin nasıl ayrıldığını bilmektir.

Orman yoluna çıkan insanların yaşadıklarını anlamaktır.

Yakalananların nerelere götürüldüğünü bilmektir.

Toplu mezarların nasıl oluşturulduğunu ve daha sonra neden değiştirildiğini anlamaktır.

Yıllar süren adli soruşturmaları bilmektir.

Ve en önemlisi, bütün bu yaşananların uluslararası mahkemeler tarafından neden soykırım olarak tanımlandığını bilmektir.

 

8372 İSİM, 8372 HAYAT

Srebrenica'da bir sayıdan söz ediyoruz.

Ama aslında sayıların arkasında insanlar var.

8372 isim.

8372 hayat.

8372 aile hikâyesi.

8372 yarım kalmış gelecek.

Potočari'deki her mezar taşı, bu sayının arkasındaki insanlardan birini temsil eder.

Bu yüzden Srebrenica'yı anlatırken yalnızca “katliam” kelimesini kullanmak yeterli değildir.

Çünkü burada bir şehrin düşüşünden daha fazlası yaşandı.

Bir nüfusun parçalanması.

Ailelerin birbirinden koparılması.

Binlerce insanın sistematik biçimde öldürülmesi.

Cesetlerin saklanmaya çalışılması.

Yıllarca süren kayıp arayışı.

Ve bugün hâlâ devam eden adalet ve hafıza mücadelesi yaşandı.

 

SON SÖZ

Srebrenica'da hayatını kaybedenlerin çoğu, savaşı başlatan insanlar değildi.

Onlar evlerinde yaşayan insanlardı.

Babalar.

Oğullar.

Kardeşler.

Komşular.

Çocuklar.

Ve hayatlarının geri kalanını yaşayamadan öldürülen insanlardı.

11 Temmuz 1995'te Srebrenica düştü.

Fakat Srebrenica'nın hikâyesi o gün bitmedi.

Potočari'de her yıl yeni bir cenaze yapılıyor.

Toplu mezarlarda aramalar sürüyor.

Kayıp isimler bulunuyor.

Aileler yakınlarını toprağa veriyor.

Marš Mira'da insanlar yürümeye devam ediyor.

Çünkü bazı yollar yalnızca bir yerden başka bir yere götürmez.

Bazı yollar hafızayı taşır.

Srebrenica'dan Potočari'ye, Nezuk'tan Tuzla'ya uzanan yollar bugün bize yalnızca geçmişi değil, insan hayatının değerini de hatırlatır.

Ve Srebrenica'nın hafızasında geriye yalnızca bir tarih kalmaz:

 

11 TEMMUZ 1995.

Bir şehir.

Bir halk.

Binlerce hayat.

Ve unutulmaması gereken bir gerçek.

 

8372.

Srebrenitsa