Yugoslavya'nın Dağılması

YUGOSLAVYA’NIN DAĞILMASI

Yugoslavya’nın dağılması, yalnızca bir devletin parçalanması değil; XX. yüzyılın sonlarında Avrupa’nın siyasi haritasını değiştiren, savaşlar, kitlesel göçler ve ağır insan hakları ihlalleriyle şekillenen uzun bir sürecin sonucudur. Bu süreci anlamak, Bosna-Hersek’te yaşanan savaşın ve Srebrenica Soykırımı’nın tarihsel arka planını anlamak açısından büyük önem taşır.

 

TİTO VE YUGOSLAVYA

II. Dünya Savaşı’nın ardından Josip Broz Tito liderliğinde yeniden kurulan Yugoslavya; Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ ve Makedonya olmak üzere altı cumhuriyetten oluşan federal bir devletti. Sırbistan sınırları içerisinde Kosova ve Voyvodina ise özerk bölge statüsündeydi.

Tito yönetimindeki Yugoslavya, Sovyetler Birliği’nden bağımsız bir sosyalist politika izledi. 1948’de Stalin ile yaşanan ayrılığın ardından ülke, Doğu ve Batı blokları arasında kendisine özgü bir siyasi ve ekonomik model geliştirdi. Yugoslavya, daha sonra Bağlantısızlar Hareketi’nin kuruluşunda da önemli bir rol üstlendi.

Tito, farklı ulusların ve cumhuriyetlerin bir arada tutulmasında merkezi bir figürdü. Yugoslav kimliği güçlendirilirken cumhuriyetlerin kendi kurumları da korunuyordu. Ancak bu siyasi denge büyük ölçüde Tito’nun otoritesi ve federal sistemin sağladığı denge üzerine kuruluydu.

 

TİTO’NUN ÖLÜMÜ VE KRİZİN BAŞLAMASI

4 Mayıs 1980’de Tito’nun hayatını kaybetmesi, Yugoslavya için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Tito sonrasında ülke tek bir lider tarafından yönetilmek yerine, cumhuriyetler arasında dönüşümlü başkanlık sistemine dayanan kolektif bir yönetimle idare edildi. Ancak bu sistem, giderek ağırlaşan ekonomik ve siyasi sorunlar karşısında etkisini kaybetmeye başladı.

1980’li yıllarda Yugoslavya yüksek enflasyon, işsizlik, dış borç ve ekonomik durgunlukla mücadele etti. Cumhuriyetler arasındaki ekonomik farklılıklar da siyasi tartışmaları artırdı. Daha gelişmiş kuzey cumhuriyetleri olan Slovenya ve Hırvatistan ile daha az gelişmiş bölgeler arasındaki ekonomik paylaşım konusunda anlaşmazlıklar büyüdü.

Ekonomik sorunların yanında, federal yönetimin zayıflamasıyla birlikte Sırp, Hırvat, Boşnak, Sloven, Makedon ve Karadağlı kimlikleri üzerinden yürütülen siyasi tartışmalar giderek daha belirgin hâle geldi.

 

MİLLİYETÇİLİĞİN YÜKSELİŞİ

1980’lerin sonlarında Yugoslavya’daki siyasi atmosfer hızla değişmeye başladı.

Sırbistan’da Slobodan Milošević yükselirken, Sırbistan’ın Yugoslavya içerisindeki siyasi etkisinin artırılması yönündeki politikalar güç kazandı. 1989’da Kosova’nın özerkliğini önemli ölçüde sınırlandıran anayasal değişiklikler gerçekleştirildi.

Bu gelişmeler Slovenya ve Hırvatistan başta olmak üzere diğer cumhuriyetlerde tepkiyle karşılandı. Federal sistemin geleceği konusunda cumhuriyetler arasında görüş ayrılıkları derinleşti.

Bir tarafta daha merkezi bir Yugoslavya isteyen siyasi güçler bulunurken, diğer tarafta cumhuriyetlerin daha fazla yetkiye sahip olmasını veya bağımsızlıklarını savunan hareketler güç kazanıyordu.

Yugoslavya artık yalnızca ekonomik bir kriz yaşamıyor, devletin nasıl yönetileceği ve geleceğinin ne olacağı konusunda temel bir siyasi kriz yaşıyordu.

 

1990: YUGOSLAVYA’DA ÇOK PARTİLİ DÖNEM

1990 yılında Yugoslavya’nın cumhuriyetlerinde çok partili seçimler yapılmaya başlandı.

Slovenya ve Hırvatistan’da bağımsızlık yanlısı siyasi hareketler güç kazanırken, Bosna-Hersek’te de siyasi yapı büyük ölçüde etnik ve ulusal kimlikler üzerinden şekillendi.

Bosna-Hersek’te Boşnak, Sırp ve Hırvat siyasi partileri seçimlerde önemli başarılar elde etti. Üç farklı siyasi ve ulusal projenin aynı cumhuriyet içerisinde karşı karşıya gelmesi, ilerleyen dönemde yaşanacak savaşın siyasi zeminini oluşturdu.

1990 seçimlerinin ardından Yugoslavya’nın ortak geleceği konusunda cumhuriyetler arasındaki görüş ayrılıkları artık açık bir çatışmaya dönüşmeye başladı.

 

SLOVENYA’NIN BAĞIMSIZLIĞI

25 Haziran 1991’de Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlıklarını ilan etti. Slovenya’nın bağımsızlık ilanı, Yugoslavya’nın parçalanmasının başlangıcını oluşturan dönüm noktalarından biri oldu.

Yugoslav Halk Ordusu, Slovenya’nın bağımsızlık ilanının ardından ülkeye müdahale etti. Ancak çatışmalar yalnızca On Gün Savaşı olarak bilinen kısa bir dönem sürdü.

Avrupa Topluluğu’nun arabuluculuğuyla imzalanan Brioni Anlaşması sonrasında Yugoslav Halk Ordusu Slovenya’dan çekildi. Slovenya, Yugoslavya’nın dağılma sürecinden savaşın en az etkilediği cumhuriyet olarak çıktı.

1991’deki bağımsızlığın ardından Slovenya, Avrupa kurumlarıyla bütünleşme sürecine girdi. 2004 yılında Avrupa Birliği ve NATO üyesi oldu.

 

HIRVATİSTAN SAVAŞI

Hırvatistan da 25 Haziran 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Ancak ülkedeki Sırp nüfusun önemli bir bölümünün bağımsızlığa karşı çıkması ve Yugoslav Halk Ordusu ile Sırp güçlerinin çatışmalara dahil olması, süreci geniş çaplı bir savaşa dönüştürdü.

1991–1995 yılları arasında Hırvatistan Savaşı devam etti.

Vukovar Kuşatması ve Katliamı, Dubrovnik çevresindeki çatışmalar ve Krajina bölgesindeki savaş, bu dönemin en önemli olayları arasında yer aldı.

1995 yılında Hırvatistan ordusunun gerçekleştirdiği Fırtına Operasyonu, savaşın son aşamasında belirleyici oldu. Operasyon sırasında ve sonrasında büyük bir Sırp nüfus hareketliliği yaşandı.

Hırvatistan savaştan sonra Avrupa kurumlarıyla bütünleşme sürecini sürdürdü. 2013 yılında Avrupa Birliği'ne katıldı.

 

BOSNA-HERSEK’İN BAĞIMSIZLIĞI

Yugoslavya’nın parçalanma sürecinin en ağır sonuçları Bosna-Hersek’te ortaya çıktı.

29 Şubat–1 Mart 1992 tarihlerinde Bosna-Hersek’te bağımsızlık referandumu düzenlendi. Referanduma katılanların büyük çoğunluğu bağımsızlık yönünde oy kullandı. Bosnalı Sırpların önemli bir bölümü ise referandumu boykot etti.

Bosna-Hersek 3 Mart 1992’de bağımsızlığını ilan etti.

Ancak Bosnalı Sırp siyasi liderliği bağımsızlığı kabul etmedi. Kısa süre içerisinde ülke genelinde çatışmalar başladı.

Böylece Yugoslavya’nın parçalanma sürecindeki en kanlı savaşlardan biri olan Bosna Savaşı başladı.

 

BOSNA SAVAŞI

1992–1995 yılları arasında Bosna-Hersek'te süren savaş, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en ağır silahlı çatışmalardan biri oldu.

Bosnalı Sırp güçleri, Bosna-Hersek’in geniş bölgelerinde kontrol sağlamaya çalışırken; Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu ve Hırvat güçleri de farklı dönemlerde savaşın tarafları oldu.

Savaş boyunca şehirler kuşatıldı, köyler yakıldı, siviller öldürüldü ve yüz binlerce insan evlerinden edildi.

Sarajevo Kuşatması, savaşın en uzun süren olaylarından biri oldu. Nisan 1992’de başlayan kuşatma yaklaşık dört yıl sürdü.

Prijedor, Foča, Višegrad, Zvornik, Bratunac ve Srebrenica gibi bölgelerde sivillere yönelik ağır suçlar işlendi.

Savaşın en ağır sonuçlarından biri ise Temmuz 1995’te Srebrenica’da yaşandı.

 

SREBRENICA SOYKIRIMI

Srebrenica, 1993 yılında Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilmişti.

Ancak 11 Temmuz 1995’te Bosnalı Sırp güçleri Srebrenica’yı ele geçirdi.

Takip eden günlerde binlerce Boşnak erkek ve çocuk kadınlardan ve çocuklardan ayrıldı. Binlerce erkek ve çocuk öldürüldü. Cenazelerin kimliklerini ve olayın kapsamını gizlemek amacıyla bazı toplu mezarlar daha sonra açıldı ve cesetler farklı bölgelere taşındı.

Uluslararası mahkemeler tarafından verilen kararlar sonucunda Srebrenica’da Temmuz 1995’te gerçekleşen cinayetler soykırım olarak tanımlandı.

Bugün Srebrenica, Avrupa’nın yakın tarihindeki en ağır insanlık suçlarından birinin sembolü olarak kabul edilmektedir.

 

DAYTON BARIŞ ANLAŞMASI

1995 yılında savaşın askeri ve siyasi dengesi değişti. Uluslararası toplumun artan müdahalesi ve taraflar arasındaki askeri gelişmeler sonucunda barış görüşmeleri başladı.

Kasım 1995’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Ohio eyaletindeki Dayton kentinde yürütülen görüşmeler sonucunda barış anlaşmasına ulaşıldı.

Dayton Barış Anlaşması 14 Aralık 1995’te Paris’te imzalandı.

Anlaşma Bosna Savaşı’nı sona erdirdi ve Bosna-Hersek’in devlet yapısını yeniden düzenledi.

Bosna-Hersek, uluslararası olarak tek devlet olarak kaldı. Ancak ülke Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki ana entiteye ayrıldı. Brčko Bölgesi ise özel bir statüye sahip oldu.

 

MAKEDONYA’NIN BAĞIMSIZLIĞI

Makedonya, Yugoslavya’dan ayrılan cumhuriyetler arasında savaş yaşamadan bağımsızlığını kazanan ülkelerden biri oldu.

8 Eylül 1991’de yapılan referandumun ardından Makedonya bağımsızlığını ilan etti.

Ancak bağımsızlığın ardından ülke uzun yıllar boyunca Yunanistan ile isim anlaşmazlığı yaşadı. Yunanistan, “Makedonya” adının kendi kuzeyindeki tarihsel bölgeyle ilişkilendirilmesi nedeniyle ülkenin bu adı kullanmasına itiraz etti.

Birleşmiş Milletler, 1993 yılında ülkeyi geçici olarak “Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti” adıyla kabul etti.

İsim anlaşmazlığı 2018 yılında imzalanan Prespa Anlaşması ile çözüldü. Ülkenin adı Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değiştirildi.

Ancak ülke bağımsızlık sonrasında yeni bir çatışmayla da karşı karşıya kaldı.

2001 yılında Makedonya’da Arnavut silahlı grupları ile devlet güçleri arasında çatışmalar başladı. Çatışmalar aynı yıl imzalanan Ohri Çerçeve Anlaşması ile sona erdi.

Kuzey Makedonya, bugün NATO üyesidir ve Avrupa Birliği aday ülkesidir.

 

SIRBİSTAN VE YUGOSLAVYA’NIN SON DÖNEMİ

Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Makedonya’nın Yugoslavya’dan ayrılmasının ardından Sırbistan ve Karadağ birlikte kaldı.

27 Nisan 1992’de Federal Yugoslavya Cumhuriyeti kuruldu.

Yeni devlet Sırbistan ve Karadağ’dan oluşuyordu. Ancak uluslararası toplum, bu yapıyı eski Yugoslavya’nın otomatik devamı olarak kabul etmedi.

1990’ların ikinci yarısında Sırbistan’ın karşı karşıya kaldığı en önemli krizlerden biri Kosova oldu.

Kosova’daki Arnavut nüfusun bağımsızlık talepleri ve Sırp yönetimiyle yaşanan gerilim giderek silahlı çatışmaya dönüştü.

 

KOSOVA SAVAŞI

Kosova, Yugoslavya döneminde Sırbistan’a bağlı özerk bir bölgeydi. 1989’da Kosova’nın özerkliğinin büyük ölçüde kaldırılması, bölgedeki siyasi gerilimi daha da artırdı.

1990’lı yıllarda Kosova Arnavutlarının bağımsızlık talepleri güçlendi. 1998 yılında Kosova Savaşı başladı.

Kosova Kurtuluş Ordusu ile Yugoslav ve Sırp güçleri arasındaki çatışmalar sırasında çok sayıda sivil hayatını kaybetti ve büyük bir nüfus hareketliliği yaşandı.

1999 yılında NATO, Yugoslavya’ya karşı hava operasyonu başlattı. Operasyonun ardından Yugoslav ve Sırp güçleri Kosova’dan çekildi.

Haziran 1999’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararıyla Kosova uluslararası yönetim altına girdi.

Kosova uzun yıllar Birleşmiş Milletler yönetimi altında kaldı.

17 Şubat 2008’de Kosova bağımsızlığını ilan etti.

Kosova bugün çok sayıda ülke tarafından bağımsız devlet olarak tanınmaktadır. Ancak Sırbistan Kosova’nın bağımsızlığını tanımamaktadır. Rusya ve Çin de Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan önemli devletler arasındadır.

Kosova’nın statüsü, Yugoslavya’nın dağılmasından geriye kalan en önemli siyasi meselelerden biri olmaya devam etmektedir.

 

KARADAĞ’IN BAĞIMSIZLIĞI

Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra Sırbistan ile birlikte kalan Karadağ, 1992’de Federal Yugoslavya Cumhuriyeti’nin, 2003 yılında ise Sırbistan-Karadağ Devlet Birliği’nin parçası oldu.

Ancak Karadağ’da bağımsızlık düşüncesi zaman içerisinde güç kazandı.

21 Mayıs 2006’da bağımsızlık referandumu düzenlendi.

Referandumda bağımsızlık seçeneği gerekli çoğunluğu sağlayarak kabul edildi.

Karadağ 3 Haziran 2006’da bağımsızlığını ilan etti.

Böylece Sırbistan ve Karadağ arasındaki ortak devlet sona erdi.

 

YUGOSLAVYA’NIN SONU

Karadağ’ın bağımsızlığından sonra Sırbistan da bağımsız bir devlet olarak yoluna devam etti.

2006 yılında Yugoslavya’nın son siyasi birlikteliği de tamamen sona erdi.

Ancak Yugoslavya’nın dağılma süreci 2006’da bir anda tamamlanmış bir hikâye değildi. 1991’de Slovenya ve Hırvatistan’ın bağımsızlık ilanlarıyla başlayan süreç; Bosna Savaşı, Srebrenica Soykırımı, Dayton Barış Anlaşması, Kosova Savaşı, 2001 Makedonya çatışması ve 2006 Karadağ bağımsızlığı gibi birçok tarihsel dönemeçten geçti.

2008’de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi ise Yugoslavya’nın dağılmasıyla başlayan siyasi dönüşümün bir başka önemli aşaması oldu.

 

YUGOSLAVYA’DAN BUGÜNE

Bugün eski Yugoslavya coğrafyasında Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Kosova bulunmaktadır.

Bu devletlerin her biri Yugoslavya’dan farklı yollarla ayrıldı ve bağımsızlık sonrasında farklı siyasi süreçlerden geçti.

Slovenya ve Hırvatistan Avrupa Birliği üyesi olurken, Bosna-Hersek ve Sırbistan Avrupa Birliği adaylık süreçlerini sürdürmektedir. Karadağ ve Kuzey Makedonya da Avrupa Birliği'ne katılım müzakereleri yürüten ülkeler arasındadır.

Kosova’nın bağımsızlığı ise hâlâ uluslararası alanda tam bir uzlaşıya sahip değildir.

Bosna-Hersek’te Dayton Anlaşması’nın oluşturduğu siyasi sistem, Kosova’da bağımsızlık statüsü, Sırbistan-Kosova ilişkileri ve Kuzey Makedonya’daki etnik dengeler, Yugoslavya’nın dağılmasının günümüze uzanan sonuçları arasında yer almaktadır.

Yugoslavya artık siyasi olarak var olmasa da sınırları, savaşları, göçleri, kayıpları ve toplumsal hafızası Balkanlar’da yaşamaya devam etmektedir.

Bu nedenle Yugoslavya’nın dağılması yalnızca 1991’de başlayan bir devletler zincirinin ortaya çıkışı değil; XX. yüzyılın sonunda Balkanlar’ın siyasi, demografik ve toplumsal yapısını yeniden şekillendiren tarihsel bir kırılmadır.

Yugoslavya'nın Dağılması