Bosna-Hersek
Bosna-Hersek, Balkanlar’ın merkezinde yer alan ve tarih boyunca farklı medeniyetlerin, dinlerin ve kültürlerin kesiştiği bir coğrafyadır. Ülkenin tarihi; Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan, Yugoslavya ve bağımsız Bosna-Hersek dönemleri boyunca şekillenmiştir.
Bu tarihsel miras, Bosna-Hersek’i yalnızca Balkanlar’ın değil, Avrupa’nın da en önemli tarihsel ve kültürel bölgelerinden biri hâline getirmiştir.
ORTA ÇAĞ BOSNA’SINA GENEL BAKIŞ
Bosna bölgesinde Orta Çağ boyunca bağımsız veya yarı bağımsız siyasi yapılar ortaya çıktı. XII. yüzyıldan itibaren Bosna Banlığı güçlenmeye başladı.
XIV. yüzyılda Bosna’nın siyasi ve ekonomik gücü arttı. Kral I. Tvrtko döneminde Bosna Krallığı bölgedeki önemli siyasi güçlerden biri hâline geldi.
Bosna’nın siyasi yapısı, Katolik, Ortodoks ve Bosna Kilisesi gibi farklı dini geleneklerin bir arada bulunduğu karmaşık bir toplumsal yapıya sahipti.
OSMANLI DÖNEMİ
Osmanlıların Bosna topraklarına yönelik ilerleyişi XIV. yüzyılın sonlarında başladı.
1463 yılında Bosna Krallığı’nın Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle Bosna’da yeni bir dönem başladı.
Osmanlı yönetimi altında Bosna, imparatorluğun önemli bölgelerinden biri hâline geldi. Saraybosna, Mostar, Travnik ve diğer şehirlerde camiler, köprüler, hanlar, medreseler ve çarşılar inşa edildi.
XVI. yüzyılda Bosna'da İslamiyet yaygınlaştı. Bununla birlikte Katolik ve Ortodoks Hristiyan topluluklar da varlıklarını sürdürdü.
Bu dönem, Bosna-Hersek’in şehirlerinin mimarisinde ve kültüründe bugün dahi görülebilen güçlü Osmanlı izlerini bıraktı.
AVUSTURYA-MACARİSTAN DÖNEMİ
1878 Berlin Kongresi sonrasında Bosna-Hersek’in yönetimi Avusturya-Macaristan’a bırakıldı.
Bosna-Hersek hukuken Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı kalmaya devam etse de yönetim fiilen Avusturya-Macaristan’ın kontrolüne geçti.
1908 yılında Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i resmen ilhak etti.
Bu dönem, Bosna’da modern şehirleşme, demiryolları, kamu kurumları ve yeni ekonomik yapının geliştiği bir dönem oldu.
Ancak aynı zamanda Sırp, Hırvat ve Müslüman topluluklar arasındaki siyasi gerilimler de giderek arttı.
SARAJEVO SUİKASTI VE I. DÜNYA SAVAŞI
28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinand ve eşi Sophie, Saraybosna’da Gavrilo Princip tarafından öldürüldü.
Bu suikast, Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasındaki krizi derinleştirdi ve kısa süre içerisinde I. Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açan gelişmelerden biri oldu.
Savaşın sonunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dağıldı.
Bosna-Hersek, yeni kurulan Güney Slav devletinin içerisinde yer aldı.
KRALLIK YUGOSLAVYASI
1918 yılında Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı kuruldu.
Bosna-Hersek de bu yeni devletin sınırları içerisinde kaldı. Devlet, 1929 yılında Yugoslavya Krallığı adını aldı.
Bu dönemde Bosna-Hersek’in ayrı bir siyasi birim olarak statüsü zayıfladı. Ülke, farklı idari bölgelere ayrıldı.
Siyasi merkezileşme ve ulusal kimlik tartışmaları, Bosna’daki toplumsal dengeleri de etkiledi.
II. DÜNYA SAVAŞI
1941 yılında Yugoslavya’nın Mihver Devletleri tarafından işgal edilmesiyle bölgede savaş başladı.
Bosna-Hersek, II. Dünya Savaşı sırasında farklı silahlı grupların çatıştığı önemli bölgelerden biri oldu.
Çetnikler, Ustaşalar ve Partizanlar arasında yaşanan çatışmalar sırasında çok sayıda sivil hayatını kaybetti.
Josip Broz Tito liderliğindeki Partizanlar savaşın sonunda Yugoslavya’da iktidarı ele geçirdi.
SOSYALİST YUGOSLAVYA’DA BOSNA-HERSEK
II. Dünya Savaşı sonrasında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti kuruldu.
Bosna-Hersek, Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetten biri oldu.
Tito döneminde Bosna-Hersek, farklı etnik ve dini toplulukların bir arada yaşadığı federal cumhuriyetlerden biri olarak yeniden yapılandırıldı.
Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar Bosna-Hersek’in temel kurucu halkları olarak kabul edildi.
Saraybosna ise Yugoslavya’nın çok kültürlü yapısının en önemli sembollerinden biri hâline geldi.
SARAJEVO 1984
1984 yılında Saraybosna, XIV. Kış Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yaptı.
Olimpiyatlar, Yugoslavya’nın uluslararası alandaki önemli başarılarından biri olarak görüldü.
Saraybosna, dünyanın farklı ülkelerinden sporcuları ve ziyaretçileri ağırladı.
Ancak yalnızca birkaç yıl sonra şehir, modern Avrupa tarihinin en uzun kuşatmalarından birinin merkezinde olacaktı.
BOSNA-HERSEK’İN BAĞIMSIZLIĞI
1980’de Tito’nun ölümünün ardından Yugoslavya’da siyasi ve ekonomik kriz giderek derinleşti.
1990 yılında Bosna-Hersek’te çok partili seçimler yapıldı. Demokratik Eylem Partisi, Sırp Demokrat Partisi ve Hırvat Demokrat Birliği ülkenin başlıca siyasi güçleri arasında yer aldı.
Yugoslavya’nın diğer cumhuriyetlerinin bağımsızlık ilanlarının ardından Bosna-Hersek’in geleceği konusunda da siyasi tartışmalar başladı.
29 Şubat–1 Mart 1992 tarihlerinde bağımsızlık referandumu yapıldı.
Referanduma katılanların büyük çoğunluğu bağımsızlık yönünde oy kullandı. Bosnalı Sırpların önemli bir bölümü referandumu boykot etti.
Bosna-Hersek 3 Mart 1992’de bağımsızlığını ilan etti.
Bağımsızlığın ardından ülke kısa süre içerisinde savaşa sürüklendi.
BOSNA SAVAŞI
1992 yılında başlayan Bosna Savaşı, Yugoslavya’nın dağılma sürecinin en ağır çatışmasına dönüştü.
Bosnalı Sırp güçleri, Bosna-Hersek topraklarının önemli bir bölümünde kontrol sağlamaya çalıştı. Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu ülkenin toprak bütünlüğünü korumaya çalışırken, Hırvat güçleri de savaşın farklı dönemlerinde çatışmaların tarafı oldu.
Savaş boyunca şehirler kuşatıldı, köyler boşaltıldı ve siviller hedef alındı.
Yaklaşık dört yıl süren savaşta yüz binlerce insan hayatını kaybetti veya yaralandı, iki milyondan fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.
SARAJEVO KUŞATMASI
5 Nisan 1992’de başlayan Sarajevo Kuşatması, yaklaşık dört yıl sürdü.
Şehir, Bosnalı Sırp güçlerinin kontrolündeki mevziler tarafından kuşatıldı.
Saraybosna’da yaşayan siviller topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşi altında yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı.
Şehrin elektrik, su ve gıda kaynaklarına ulaşımı ciddi şekilde kısıtlandı.
Kuşatma, 29 Şubat 1996’da resmen sona erdi.
Sarajevo Kuşatması, Bosna Savaşı'nın ve savaş sırasında sivillerin yaşadığı trajedinin en güçlü sembollerinden biri hâline geldi.
ETNİK TEMİZLİK VE SAVAŞ SUÇLARI
Bosna Savaşı sırasında ülkenin farklı bölgelerinde sivillere yönelik öldürme, işkence, zorla yerinden etme, cinsel şiddet ve toplama kampları gibi ağır suçlar işlendi.
Prijedor, Foča, Višegrad, Zvornik ve Bratunac gibi bölgelerde sivillere yönelik sistematik saldırılar gerçekleştirildi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi ve diğer uluslararası yargı süreçlerinde savaş sırasında işlenen çok sayıda suç belgelenerek sorumlular hakkında kararlar verildi.
Savaşın sonucunda Bosna-Hersek’in demografik yapısı da büyük ölçüde değişti.
SREBRENICA
Bosna Savaşı’nın en ağır suçlarından biri Srebrenica’da gerçekleşti.
Birleşmiş Milletler, 1993 yılında Srebrenica’yı güvenli bölge ilan etmişti.
Ancak 11 Temmuz 1995’te Bosnalı Sırp güçleri Srebrenica’yı ele geçirdi.
Şehrin düşmesinin ardından binlerce Boşnak erkek ve çocuk kadınlardan ve çocuklardan ayrıldı.
Takip eden günlerde 8.000’den fazla Boşnak erkek ve çocuk öldürüldü.
Cenazelerin gizlenmesi amacıyla bazı toplu mezarlar daha sonra açıldı ve cesetlerin farklı bölgelere taşındığı tespit edildi.
Uluslararası mahkemeler, Srebrenica’da Temmuz 1995’te gerçekleştirilen katliamı soykırım olarak tanımladı.
Bugün her yıl 11 Temmuz, Srebrenica Soykırımı’nın kurbanlarını anma günü olarak kabul edilmektedir.
DAYTON BARIŞ ANLAŞMASI
1995 yılında savaşın askeri ve siyasi dengesi değişti.
Uluslararası müdahalenin artması ve tarafların askeri durumları sonucunda barış görüşmeleri başladı.
Kasım 1995’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Ohio eyaletindeki Dayton kentinde gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda anlaşmaya varıldı.
Dayton Barış Anlaşması 14 Aralık 1995’te Paris’te imzalandı.
Anlaşma Bosna Savaşı’nı sona erdirdi.
Bosna-Hersek’in uluslararası sınırları korunurken ülkenin siyasi yapısı iki ana entite üzerine kuruldu:
Bosna-Hersek Federasyonu
Sırp Cumhuriyeti
Bunlara ek olarak Brčko Bölgesi, özel bir statüye sahip ayrı bir idari yapı olarak düzenlendi.
SAVAŞ SONRASI BOSNA-HERSEK
Dayton Anlaşması savaşın sona ermesini sağladı ancak Bosna-Hersek’in siyasi yapısını oldukça karmaşık hâle getirdi.
Ülke tek bir devlet olarak uluslararası varlığını sürdürürken, farklı yönetim seviyeleri ve siyasi kurumlar oluşturuldu.
Savaş sırasında yerlerinden edilen insanların önemli bir bölümü evlerine geri dönerken, yüz binlerce insan ise farklı ülkelerde yaşamaya devam etti.
Toplu mezarlardan çıkarılan cenazelerin kimliklendirilmesi ve kayıpların bulunması savaş sonrasında da devam etti.
Bosna-Hersek’te savaşın bıraktığı izler bugün hâlâ şehirlerde, mezarlıklarda, toplu mezarlarda ve ailelerin hafızalarında görülmektedir.
BUGÜN BOSNA-HERSEK
Bugün Bosna-Hersek, uluslararası olarak tanınan bağımsız bir devlettir ve Birleşmiş Milletler üyesidir.
Başkent Sarajevo, ülkenin siyasi, kültürel ve ekonomik merkezidir.
Mostar, Travnik, Tuzla, Bihać, Zenica, Banja Luka ve Srebrenica ülkenin önemli şehirleri arasında yer almaktadır.
Bosna-Hersek'in nüfus yapısı ağırlıklı olarak Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlardan oluşmaktadır. Ülkenin anayasal düzeninde bu üç halk “kurucu halklar” olarak tanımlanmaktadır.
Bosna-Hersek’in siyasi sistemi Dayton Barış Anlaşması’nın oluşturduğu yapı üzerine kuruludur. Bu yapı, savaşın tarafları arasında siyasi denge oluşturmayı amaçlayan çok katmanlı bir yönetim sistemi ortaya çıkarmıştır.
Ancak savaşın üzerinden yıllar geçmesine rağmen kayıpların bulunması, savaş suçlarının yargılanması, toplumsal uzlaşma ve savaşın hafızası gibi meseleler Bosna-Hersek’in gündeminde olmaya devam etmektedir.
BOSNA’NIN HAFIZASI
Bosna-Hersek’in tarihi yalnızca savaşlardan ibaret değildir.
Saraybosna’nın Osmanlı döneminden kalan çarşıları, Mostar Köprüsü, Travnik’in tarihi yapıları, stećak mezar taşları ve ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan kültürel gelenekler, Bosna’nın yüzyıllar boyunca oluşan çok katmanlı tarihini yansıtır.
Ancak XX. yüzyılın sonundaki savaş, bu tarihin üzerine yeni ve ağır bir hafıza katmanı ekledi.
Srebrenica’da toprağın altından çıkarılan her cenaze, savaş sırasında kaybolan insanların hikâyesini yeniden gün yüzüne çıkarıyor.
Bu nedenle Bosna-Hersek’te tarih yalnızca geçmişte yaşanmış olaylardan oluşmuyor.
Bazı şehirler tarihi anlatır. Bazı yollar ise hafızayı taşır.
Bosna-Hersek’te bu hafıza; Saraybosna’nın sokaklarında, Mostar’ın köprüsünde, Srebrenica’nın mezarlığında ve her yıl Nezuk’tan Potočari’ye yürüyen insanların adımlarında yaşamaya devam ediyor.